Hakan ATALAY / Teknik Direktör & Webmaster
#Komşunun Hacettepe'den mezun profesyonel temsilci çocuğu... H’si büyük.
#eFeX09
Hacettepe University
Hakan ATALAY'ın Kişisel Sitesi Dili Yok ki Ah Şu Gönlün

Dili Yok ki Ah Şu Gönlün

Herkesin yanına gitmek istediği biri vardır. Gecenin üç’ü, sabahın körü hatta cehennemin dibi olsa bile. Belki de anlatmaya çalıştın birilerine. Kim bilir? Anlatamadın; belki o insanın yüzüne bakar bakmaz anlatmanın yararsızlığını gördün. Yaralanmamış gibi yaparım,
ama sen kan kaybettiğimi bil yine de.  Bunca yalanın ardından sadece doğrular kurtaracak bizi.

Umudunu birer birer yalanla yitiren mavi hayaller. Hislerin fazla gelince, hiçbir şey hissetmiyormuş gibi yaparsın. Günlerdir içimde biriken bir sarılma hissi var ve bu his seni bulana kadar birikecek. Bazı şeyler konuşulmadan kalacak. Göğsüne bir tane vurup, “bak, buran beni hiç sevmedi” demek. Kuş olsaydım ilk senin gönlüne konardım ama. Yıldız olsam da ilk sana kayardım :))

Balıksın denizin yok. Kuşsun kanadın kırılmış. İnsansın kalbin atmıyor. “Sene 2002 okuldan eve geldim. Üstümü değiştirip sokağa çıkacağım. Annem ekmek arası bir şeyler hazırlıyor, acıkınca yerim sokakta diye.  Apartmanın önünde dururken Elif abla ağlar bir halde apartmana giriyor. Elif abla tek şekerli Ercan abinin sevdiceği. Ercan abi kahveci diye vermediler kızı. Elif ablayı öğle ağlayarak apartmana girdiğini görünce anlamıştım bir şeylerin taka saracağını. Meğer o gün Elif ablayı başkasına vermişler. Ercan abinin kahvesine doğru koştum haberi vermek için. Kahve kapalıydı çevrede kimse yoktu. Ercan abiye haber çoktan gitmiş fırtına öncesi sessizlik derken tak bir haber daha aynı gün Ercan abinin babası trafik kazasında ölmüş neyse kısa keseyim Ercan abiyi o günden sonra hiç görmedim kahvesi de hep kapalı kaldı. Elif abla da evlenip ayrıldı o ara kocasından dayak yemiş mahalleye dönmüştü Ercan abi bunu duyunca gece vakti adamı dayaktan öldürmüş.

Dile kolay 18 yıl hapis cezası aldı 6 yıl yattıktan sonra dayanamayıp asmış kendisini hapishanedeki yatağının yastığının altına ufak bi not bırakmış;

Elif’im sakın üzülme sakın suçluluk hissetme çünkü beni boğan şey ip olmayacak ben zaten benden önce sana başkası dokunduğunda ölmüştüm.”

Gözlerinden öperim canım. En çokta burnundan. Gülme, ciddi söylüyorum. Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.
Ne kötüdür an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması. Sustuklarımız neyse de. Hiç konuşamayacaklarımız var.
Bazı geceler onlar sığmıyor içimizdeki derin boşluğa.  Bazen bi mesaj yazardı. Yazdığı mesajı öperdim. Eksik hissediyorum.
Ve bunda senin payın çok fazla. Dili yok ki ah şu gönlümün. Yıldızlara manzara olur güzelliğin.

Sevgili profesyonelliğim; neden hala apartman boşluğunun gün ışığı görmeyen penceresinde kuş sesleri beklersin? Bakmayın güldüğüme,
Hayatımızdan en son çıkaracağım kişileri yolcu ettim ben. Her şeyini herkesten evvel bana söylemen lazım değil mi? Seni benim kadar, hatta benden başka kim dinler? Kim seninle beraber üzülür? Gülüşün göğün papatyaları gibi.

“Güzel gülüyorsun, bunu çok harcama olur mu?
Bir de basit kadınlar uğruna şiir yazma Hakan.
Benden sonra bir kadına şiir okuyacaksan mesela,
Bu çocuğunun annesi olsun en azından.”

Bir Yorum Yapın