Hakan ATALAY / Teknik Direktör & Webmaster
#Komşunun Hacettepe'den mezun profesyonel temsilci çocuğu... H’si büyük.
#eFeX09
Hacettepe University

Bir gece ansızın

Bir gece ansızın 82 Musul 83 Kerkük derler ya. 24 Ekim 2007’de ki Beşiktaş – Liverpool maçında ki bir pankarttan ibaret değildi aslında bu olay. 84 Atina, 85 Belgrad, 86 Viyana diye gidecek komik slogan.Öteden gaza gelip 87 Berlin, 88 Paris, 89 Londra anasını satayım. Parmakla alınıyo oralar nasıl olsa değil mi kıymetli internet komandoları, Twitter bordo berelileri? 

Vardır bunda da bi hayır deriz, oysa giren girmiştir. Ben olsam bakmam bana, bir çorba bile yapmam bana. Yine dağlarda ki 40’a yaklaşan hatta geçecek günlerim devam etmekte roketli havanlı.Ha birde durum olarak savunmaya çarpan top ağlarla buluştu, biz hala buluşamadık.

Gökyüzü de yabancı değildir bana. İster doğu olsun ister batı, gökyüzü bildiğiniz gökyüzüdür. Kimi zaman bulutlu, kimi zaman güneşli, bazen yağmurlu ya da karlı. Nefes aldığınız havadır bu, yıldızları seyrettiğiniz, Allah’a dua ettiğiniz gökyüzü. Kuzey Irak’ta günleriniz ise nefes almaktan ve de yıldızları seyretmekten ziyade Allah’a dua etmekle geçer. Bu nedenle önemlidir gökyüzü; size güç verir.

Peki, biz ne yaptık ? Kuzey Irak’ta teröristleri cehennem yapacağımız yerde, subayları gerekli tedbirleri almadığı iddiasıyla emekli ettik. Tıpkı 93’de ki Bingöl katliamında emekli ettiklerimiz gibi. Bakın görün mücadelemizi, nasıl mücadele ettik. Biz terörle, teröristlerle ve de yandaşlarıyla, bir şey bilmeden. Hep yaşayarak, görerek ve şehit olarak mücadele ettik.

Irak’a gelmeden önce Şemdinli’de Şemdinli çukuruna girin, isterseniz tabura gidin. Çay ikram ederler sizi misafir ederler. Ana binanın yanında ufak tefek bir bahçe vardır, dinlenmek için. İster orada oturun,isterseniz yukarıya ana binanın yukarısında 84’te teröristlerin roket attığı derme çatma, adına gazino denilen bir çay ocağı vardır, oraya oturun. Üzerinizde biraz tedirginlik olacaktır her an bir üstünüze bir roket patlayacakmış gibi. 84’ün izleri hala silinmemiştir hafızalardan ama olsun, bir çay için ve gökyüzüne bakın. Dört dağ ya da tepenin içine kendinizi sıkışmış hissedeceksiniz. Başta canınız sıkılacak, göğsünüz daralır gibi olacak ama aldırmayın, zamanla alışırsınız bu dağlara çünkü bu dağlar benimdir. 

Gomane Tepe; Irak İran Türkiye hududunun birleştiği yer. Bu tepe uzanır küçülür Şemdinli’ye kadar gelir. Gelir ama kötülüğü şu, gökyüzünü kapatır. Göğü göremezsiniz dolasıyla dua da edemezsiniz, etsenizde dağlar sizi dinleyemez, size çare olamaz. Taktik açıdan önemlidir ama. Nice kanlar dökülerek alınmıştır. Terörist bu tepeden taş atsa, Şemdinli’den tepenize düşer.

Gece deyipte geçmeyin, gececiyim iyi bilirim. Buralarda çünkü gece bitmez. Çok uzundur ve çok soğuktur. Saatler geçmez, dakikalar geçmez ve gece hiç bitmeyecek gibi gelir insana. Bu bir gece de değildir, çok gecedir çok. Burada görev yapanlar bilir. Her gece beklerim terörist gelecek diye, hesap sorayım, diyerekten. Terörist bu hemen gelmez ki! Bıkarsınız, yorulursunuz, gelirse gelsin, deyip ölüme bile aldırmazsınız. İşte hainler bu anınızı ve bu duygularınızı iyi bilir, sizin böylesine düşündüğünüz bir anda gelir, sıla hasretiyle gözlerinizin dolduğu bir anda gelir. Sizi şehit eder ve gider. Gomane gibi birçok dağ, birçok tepe vardır Şemdinli’de saymakla bitmez. Ama Efkar Tepesi bir başkadır. Ansızın değil ümidin, gökyüzünün görünmediği zamanlarda sahnededir hep. 

Başın öne eğilmesin, aldırma Hakan aldırma..     

2 Yorum

  1. Gökalp ÖZALP
    Ekim 17, 2019 de 6:54 pm · Cevapla

    Yaşanmışlıkları, tecrübelerinizi, deneyimlerinizi aktarmaya devam etmelisiniz komutanım, ileride bir kitap haline getirip Osman PAMUKOĞLU paşamız gibi yazdığınız kitaplar gençlerin içindeki vatan sevgisini körükleyecek ve tecrübeleriniz o gece karanlığında yol gösterici olacaktır. Başarılarınızın devamını dilerim 🇹🇷

  2. Okur :)
    Ekim 18, 2019 de 11:23 am · Cevapla

    Damdan düşer gibi bir şey ya da belki sizin daha doğru bulacağınız bir tabir ile gökten düşer gibi bir şey.. 🙂

    Yazılanları okuyunca düşünmeden edemiyor insan ‘nasıl oluyor da özgürlüğün timsali gökyüzüne bu kadar yakın fakat özgürlüğe bu kadar uzak olabiliyor insan?’

    Düşünüyor insan.
    Tam bu noktada düşünmeye anlamını kaybettirip, çare aramaya başlıyor insan.

    Naçizane, kimsenin elinden sizin için bir şey gelmediği anlarda belki siz kendiniz için bir şeyler yapabilirsiniz.

    Bir kitap okuyabilirsiniz belki, öyle ya bir kitabı okumak bazen onu somut olarak elinde tutmanın ötesinde hayalinle okumaktır onu satır satır..

    Çok sevdiğiniz bir kitabın sonunu siz yazabilirsiniz inanıyorum.

    Belki Yakup Kadri’nin Yaban’ı, Suç ve Ceza’nın Raskolnikov’u sizsiniz fakat bu hikayenin kötüsü siz değilsiniz biliyorum.

    Kavuşmayı beklediğiniz her şeye bir an önce kavuşmanızı ümit ediyor beklerken ümidinizi yitirmemenizi diliyorum..

    Ayağınıza taş değmesin..

Bir Yorum Yapın